HAYATI BİR BEKLEME ODASINDA GEÇİRMEK
Brian Friel'in, Çehov'un bir öyküsü ile iki oyunundan esinlenerek yazmış olduğu iki kısa oyun, ("İki Hayat Sonra") Kent Oyuncuları tarafından sahnelenmekte. Oyunları Şükran Yücel çevirmiş, Mehmet Ergen sahneye koymuş. Çeviri daha akıcı bir sahne diline kavuşturulabilir miydi, doğrusu gerekirse oturup tartışırım. Mehmet Ergen'in sahnelemesine ise diyeceğim yok. Zeki Sarayoğlu'nun işlevsel dekoru, Çevren Sarayoğlu'nun zevkli ve kullanışlı kostümleri de iyi. Zeki Sarayoğlu'nun birinci bölümdeki çağlayan esprisi pek güzel. Yakup Çartık'ın ışık tasarımı, birinci bölümde sanki biraz daha incelikli.
BİRKİYE İLE KOÇAK'IN BAŞARIYA KATKISI
"Küçük Köpekli Kadın"dan esinlenilerek sahneye uyarlanan "Birinci Hayat/Yalta Game"de, yazgıları ummadıkları bir yerde ve zamanda kesişen, aralarında giderek bir çekim alanı oluşan genç, güzel, evli bir kadın olan Anna Segeyevna ile orta yaş sınırında evli bir erkek Dimitri Dimitriç Gurov'un gizemli yaşamlarından oluşan kesiti, Mehmet Ergen içine son derece iyi sindirmiş. Bir yaz sonu, tenhalaşmış tatil kenti Yalta'da, Gurov ile karşılaşmalarına kadar, kendi anlamsız ve mutsuz dünyasında yaşamaya çabalayan bir kadın ile sıkıcı dünyasından kurmaca öykülerle, yaşamı dalgaya alarak kaçmaya çabalayan bir erkeğin öyküsündeki tutku, Ergen'in elinde, büyüyen yün topuna dönüşmüş. Tutkunun birbirini bütünleyen parçalarını bu oyun içinde kavramak, duyumsamak öylesine önemli ki! Mehmet Ergen, belki bu söylediğimi de anlamayacak, ama ben deyivereyim, yaratıcı coşkuların anlaşılmaz ve karmaşık motiflerinin bilinçli ya da bilinçdışı olarak üzerine nakşedileceği, tuval işlevi gören bir şema hazırlamış sanki. Yaşam boyu tatmadıkları aşkı ummadıkları bir zamanda bulan, ancak içinde yaşadıkları koşullarda kendilerini, Çehov'un deyişiyle "yakalanıp, ayrı kafeslere tıkılmış iki göçebe kuş gibi" duyumsayan, iki çaresiz tutkunu canlandırma görevini de Mehmet Birkiye ile Yeşim Koçak'a verince, başarı gelmiş. Gerek Birkiye, gerekse her oyunda büyüyen umudumuz Yeşim Koçak duyguların, isteğin ve aklın sahnede ateşlenmesi yeteneklerini bir güzel kullanmışlar, yeteneklerinin niteliklerini içsel tekniğin dibine inerek sergilemişler.
İNSANLIK DURUMUNUN TRAGEDYASI
İkinci oyun olan "İkinci Hayat/After Play" ise, Çehov'un "Vanya Dayı" ile "Üç Kız Kardeş"ine sürekli göndermeleri olan yine iki kişilik bir başka üst metinden oluşmuş. Benliğini harabeden, acı gerçeklerden kaçmak için, kendine beyaz yalanlarla örülü bu maskenin ardına sığınmak isteyen orta yaşın üzerinde çekingen erkek Andrey Prosorov ile Vanya dayının çiftliğini alacaklılardan kurtarmak için çabalayan, ilk gençliğinden beri karşılıksız bir aşkı yaşamakta olan, gerçekleri örtmek için düşlerine ve alkole sığınan, kırk yaşlarında, saçlarına ak düşmeye başlamış Sonya Serebriakova adındaki kadını, Mehmet Ergen tüm anlaşılırlıklarıyla sahneye taşımış. Serebriakova ile Prosorov'un ortak yanları yaşama küskünlük ve yalnızlıktır. Mehmet Ergen, bu iki mutsuz ve umutsuz insanın varlığını, insanlık durumunun tragedyası olarak çizmiş.
TÜREL İLE SARAN'IN DORUĞA TIRMANIŞ SERÜVENİ
Düşsel bir yaşamın arayışı içinde gibi görünen Andrey'i canlandıran Cüneyt Türel, sanatsal şevkinin dizginlerini salıvermiş bir oyun tutturmuş. Türel, şevke eşlik eden heyecan verici büyülenmeyi, ince bir eleştirmen, yaman bir araştırmacı olarak kullanırken; bilinçli bir yaklaşımla, ulaşılması zor duygu derinliklerinde kendisi için en iyi yol göstericiyi bulmuş, yakalamış.
Sonya'da Tilbe Saran'a gelince: Ne pahasına olursa olsun geçmişine tutunmak isteyen Sonya'nın tüm yaklaşımlarını bilmiş, anlamış, araştırmış. Sonya'ya fiziksel olarak hayat bulduruşunda, rolün içsel yüzeylerinin sadece gözleri, yüz ifadesini ve sesi de kontrol edebilecek kadar mükemmelleştirmekle yetinmemiş. Bu oyunda Tilbe Saran'ı seyrettikten sonra, inanın bana, gövdesi ile ruhu arasında ve de iç aksiyonu ile dışa dönük hareketleri arasında uyumsuzluk olan oyunculara kızacaksınız. Hem de çok kızacaksınız. Tiyatroyu çok seviyorsanız, kendinizi aldatılmışlar arasında duyumsayacaksınız. Onlara acıyacaksınız. Tilbe Saran gibilerini başınıza daha bir taç yapacaksınız.
Gerçek ne biliyor musunuz? "İki Hayat Sonra"yı kaçırırsanız, sonra çok hayıflanacaksınız.
ÜSTÜN AKMEN
önceki sayfa | sayfa başı
|