Yalnızlığını Dokuyan İnsan
Konfor ve teknolojinin kucağında, hayatını her gün biraz daha kolaylaştırma uğraşı veren günümüz insanı, kendi 'yalnızlığını' kendi elleriyle dokuyandan başkası değildir. Behiç Ak'ın günümüz insanını yalnızlığa iten ve giderek sadece 'tek kişilik aileler' için kullanışlı hale gelmeye başlayan büyük kent hayatının eleştirisini yaptığı son oyunu 'Tek Kişilik Şehir' Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu tarafından sahneleniyor. 'Tek Kişilik Şehir', topluluğun bugüne kadar sahnelediği tüm oyunlarda olduğu gibi, Türkiye'de ilk kez Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu çatısı altında seyircinin karşısına çıkmış olacak. Işıl Kasapoğlu'nun sahneye koyduğu oyunda Cüneyt Türel , Tilbe Saran ve Köksal Engür rol alıyor. Oyun, bir restoranda bir araya gelen Garson, Adam ve Kadın'ın yaşadıkları ekseninde 'birey' kavramını sorgularken, günümüz yaşam biçiminin dayattığı birçok kavram ve ilişkiyi de kara mizah bir dilde yeniden tartışmaya açıyor ve bu tartışmayı da 'halen var olan ve yaşanan gerçeklerin bir adım ötesinin ne olabileceği' sorusunun eşliğinde yapıyor. Normal gelen sapkınlıklar Cüneyt Türel bu çerçevede 'Tek Kişilik Şehir'in hem geleceği hem de günü eleştiren bir yanı olduğunu düşünüyor: "Bir yanıyla geleceğin bir öyküsünü anlatıyor gibi görünse de aslında oyun, günümüzde çoğunlukla gözden yitirdiğimiz ve üzerinde takılı kaldığımız, hatta kimi zaman bize normal gelen sapkınlıkları ifşa ediyor. Gerçekte içinde bulunduğumuz durum dolayısıyla eninde sonunda tek kişiliğe itilmemizin bir macerası bu oyun." 'Tek Kişilik Şehir' büyük kentlerin tek kişilik hayatlar ve aileler için ideal yerler olduğunu vurgularken bunun nedeninin de yalnızca teknoloji olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Köksal Engür `e göre insanın yalnızlığa itilmesinin tek nedeni 'teknoloji' değil: "Sorun teknolojinin kullanımıyla ilgili. 'Neyi nasıl kullanıyoruz?' sorusuna verilecek cevap önemli." Türel de bu fikri paylaşıyor: "Bulunduğu durumu eleştiren bir oyun değil. Yalnızca gösteriyor. Teknolojik gelişimin karşısında değil. Teknolojiye bu denli bağımlı kalırsan ve o bağımlılık da seni yalnızlığa itiyorsa tek başına kalırsın." Oyunun odaklandığı noktalardan biri de 'tüketim çılgınlığı'. Durum böyle olunca her şeyin derinliksiz kaldığını ifade eden Tilbe Saran'a göre ilişkiler de o düzeyde: "Bir gün çok derinmiş gibi olan ilişki ertesi gün yok. Bakıyorsun yokmuş ilişki gerçekte. Zaman zaman hepimize ayna olmuyor değil oyunun bu yanları." Yönetmen Işıl Kasapoğlu da oyunun bu yönü doğrultusunda kendisini 'Tek Kişilik Şehir'in çok içinde bulunduğunu ifade ediyor: "Akşam bilgisayarın karşısında internet sitelerinde dolanırken sanal bir takım uğraşlar da buluyorum kendime. O yüzden her okuduğumda ve çalıştığımda benim suratıma vuran bir ayna bu oyun." Canlandırılması zor roller 'Tek Kişilik Şehir' karakterlerin ete kemiğe büründürülmesi açısından zor bir metin. Tilbe Saran karakterlerin gösterdiği yapı karşısında biraz ' şaşkın' olduklarını itiraf ediyor: "Oyun sadece mizahi açıdan değil, biçimsel olarak da farklı. Bambaşka bir durumla karşı karşıyayız. Alışık olduğumuz, kendimizi içinde daha rahat hissettiğimiz dramatik kurgusu olan bir metin değil. Hem yazılımı hem de sahnelenmesi şimdiye kadar yaptıklarımızdan farklı bir oyunculuk gerektiriyor."
Şehnaz Pak / Radikal - 29.03.2002
önceki sayfa | sayfa başı |