English    Fançais

 konuk defteri    son eklenenler
anasayfa  biyografi  tiyatro  sinema  televizyon  basın  galeri  takvim  iletişim


Ne Varsa Kadınlarda Var

» Çok yoğun bir temponuz var... Bazen insan annesinin himayesinde pamuklara sarınıp öylece kalmak ister. Neler yaralar, Tilbe Saran sizi... Ya da varolan yaralara neler dokunur?
Yaşarken, insan ol da yaralanma, bu mümkün değil.. Gerçekten de yaşarken etkilendiğimiz ve üstesinden gelmeye çalıştığımız, her şey, hiç tahmin etmediğimiz bir zamanda karşımıza çıkıveriyor. Anlıyoruz ki aslında hiçbir şey unutulmamış, sanmışız ki unutmuşuz ama sadece sanmışız...İşimde çok sakin olduğum söylenemez. Yara almamak için çok özenli -detaycı -özverili olduğumu düşünürsek beni yaralayacak en küçük şeye karşı da çok hassasımdır. Bu hassasiyete karşı duran her şey beni çok fazla yaralar. Yüksek sesle konuştuğum nadirdir ama işim konusunda bana zarar verecek şey her ne ise işte, o zaman çok başka bir Tilbe oluyorum. Hakikaten işim konusunda fevkalade kavgacıyımdır. Sevgimin hafife alınması yaralar. Sevginin hafife alındığı vah zavallı dünyanın bir ferdi olarak, sevginin ve hoşgörünün dışında gelişen şeyler içimi çok acıtır...

» Bu söyledikleriniz insan olmanın ötesinde kadınlık hallerini hatırlattı bana... Siz geçtiğimiz sezon bir kadın hikâyesini anlatan Natalie adlı oyunda anlattığınız yaşam kaygılarına sahip başka bir sanatçıyla, Zuhal Olcay ile çok başarılı bir oyun çıkardınız. İki dev sanatçı üstelik iki kadın sanatçı dışarıdan bakıldığında mükemmel gözüküyordu. Peki ama siz yaşarken nasıldınız...
Mükemmeldi. Ne varsa kadınlarda var. Ciddiyim. Hikâyesi ile, duruşu ile kadın cinsine bir başka güvenirim ben. Oyun mükemmel gitti... Zuhal gibi bir sanatçıyı dünyanın neresine koyarsan koy taşıdığı ışık öylesine güçlü ki bulunduğu yeri anında aydınlatıyor. Zuhal gerçekten mükemmel bir sanatçı. Onunla aynı sahnede, üstelik belkemiği bir kadın hikâyesi olan oyunda karşı karşıya gelmek elbette çok hoş. Dolayısıyla duygularım çok keyifli. Pek çok ortak kaygıda buluşuyoruz. Ruh ikizim gibi hissettiğim Zuhal Olcay'la ben, kendi adıma aynı sahnede olduğum için çok şanslıydım ve çok büyük zevk aldım. Ayrıca Zuhal oyunculuğu gibi adıyla da oyun için çok büyük bir güç oldu hepimiz için. Birlikte güzel bir sezon yaşadık. Bu yıl gene devam...

» "Sevginin hakkını yiyen vah zavallı dünya" diyorsunuz. Kendinize ne kadar güveniyorsunuz peki.
Ailem, dostlarım bilir sevgiyi hiç küçümsemem. Şimdi çok moda adrenalin peşinde koşarken kalıcı güçlü ilişkiler heba oluyor. Bana göre değil...

» Aşk demek istemiştim. Ben biliyorum uzun bir süredir devam eden güzel bir ilişki gayet hoş gidiyor...
Doğru. Bilen biliyor. Çok konuşmak istemiyorum ama. Neden? Bilmem. Nazar korkusu bile olabilir...

» Sizi okura tarif etmem gerekse- gündelik yaşamda gözüken şekliyle sade tavırları hakim- sahnede kocaman bir dev yani güçlü bir karakter oysa doğal yaşamda nazar gibi çocuksu korkuları dahi olabilecek kadar naif- kırılgan ama içinde koca bir enerji topu taşıyan- iyi bir evlat- dost kelimesini doğru taşıyan- dostlarıyla bu kavramın hakkını vererek yaşayan- diğer yandan tutkulu bir aşık. Dilediğinde çıkartıp kullandığı seksili-ğini sadece aşık olduğu insana ve onunla geçen zamanlara saklayan- güçlü bir oyuncu derim. Gözüken şekliyle tanıştığımız kadarıyla bana geçen bu. Doğru mu?
Gülüyor... Tutku. Daima

Aşk! Aşk olmadan yapılamayacak kadar tutkulu bir işi seçmişim zaten...

Dost. Çok önemli hayatımda. Bulmuşsam hakkını yemem.

Sadelik. Çok severim. En sadesi en hakikisi gelir bana...

Güç- Gözüktüğüm kadar güçlü müyüm? Belki! Ama güçsüz zamanlarım da vardır. Her insan gibi...

Başarı. Çok seksi buluyorum... Bütün bunlar bu kavramlar için düşündüklerim. Ben bunların ne kadarına ne kadar sahibim? Bazıları için dedikleriniz hakikaten çok doğru. Örneğin dostluk çok önemlidir hayatımda dostlarımın kıymetini bilmek isterim. Sahnedeki enerji topu da öyle. Tutamadığım alıp başını giden kocaman bir enerji. Güzel kullanıldığında insana mükemmel dönen. İnsan içindeki enerjinin dozundan sorumlu değildir ama nereye kullandığından fazlasıyla sorumludur diye düşünüyorum. Hassas olduğum ve de enerjimi doğru kullandığıma inandığım başka bir konuda hayvanlar... Yazın Burgazada'da yaşıyorum. Kışın biliyorum ki bu hayvanlar aç. Soğuk ve açlık içinde hayvanlar birbirini öldürüyor. Özellikle köpekler kedileri parçalıyor. Ne yapsınlar? Hayvan aç. İnsanlar ada diye adanın hayvanı yetmezmiş gibi şehirden de hayvan getirip bırakıyor. Neticede hayvanlar telef oluyor. Hemen hemen her cuma bir şeyler yapıp götürmeye çalışıyorum. Buna yağmur- kar da dahil. Ama çözüm için devede kulak kalacak bu davranışımı küçümsemeyip gitmeye devam diyorum. Yorulmuyor muyum? Elbette çok yoruluyorum. Üstelik bu kadar yoğun çalışırken. Ama hayvanların aç olduğunu düşünmek "hadi"' dedirtiyor bana. Bunu şunun için anlattım. Herkesin bir enerji topu var o enerjinin nereye aktarıldığı çok önemli...

» Televizyon da sit-com. Tanıdığımız Tilbe Saran için çok yeni bir şey. Zincirlerin kırılması diye düşündürüyor...
Bu kararda Demet Akbağ ve Yılmaz Erdoğan'ın olması çok önemli tabii. Sanatçıya saygılı. Projede küçük hesaplardan kaçınan işin en güzel şekilde çıkması için maddi manevi çalışan bir o kadar da dayatan insanlar. Birlikte olmanın keyifli olacağını düşündüğüm için varım dedim. Bir de işin neticede kalitesinden eminim tabii...

» Neticede?
Daima tiyatro sahnesinin ortasında seyirci ile ilişkinin içinde olmak isterim. Verilecek hesabım olmasın- daima tercih ettiğim o sadeliğin hiç bozulmadan sürmesini- içine düştüğü durum neticesi "Vah zavallı dünya" dedirtecek hale gelen şu garibim dünyanın olumsuzluklarında küçücük negatif bir enerji olarak dahi payım olmadan yaşamak istiyorum.

Nilgün Meral / BirGün - 14.10.2006

önceki sayfa | sayfa başı